Seyyar Günahkâr

Aşağıdaki haber 11 Ağustos 1940′ta Hakikat gezetesinde yayınlanmış.

Seyyar Günahkâr
Bir kadın hakime hüviyetini böyle tarif etti

Polis, Sultanahmet Sulh Birinci caze hakiminin önüne iyi giyinmiş 35 yaşlarında bir kadın çıkardı. Hakim hüviyetini tespit ettikten sonra:
-Bahtiyar, dedi.Ne işle meşgulsün?
-Seyyar günahkarım efendim!
-Seyyar günahkar ne demek?
-İşte günahkarım efendim.
-Oturduğun yer yok mu?
-Bay hakim,bütün suallerinizin cevabını ilk cevabımla verdim: Seyyar günahkarım, yani…
-Yani şununla bununla geziyorsun öyle mi?
-Evet
-Sabıkan var mı?
-Evet, sarhoşluktan ve erkek dövmekten on kadar mahkumiyetim var.
-Demek sen rakı içer ve erkeklere dayak atarsın öyle mi?
-…
-Bak dün gece de Beyazıdda bi meyhanede içmişsin, meyhane sahibini de adamakıllı dövmüşsün, öyle iddia olunuyor?
-Evet o meyhaneye gittim. Şarab içtim. Sonra rakı istedim. Meyhaneci vermek istemedi. Ben de kendisine bir tokat vurdum. Ben kadınım, içki kullanırım. Fakat itidalimi de muhafaza ederim. Dükkan sahibinin erkeklere istedikleri kadar içki verip de benim isteğimi reddetmesi kadınlık izzeti nefsimi rencide etti. Herkesin kalbinde aslan yatar. Kadınla erkek müsavi haklara sahib değil mi? Davacı beni tahrik etti.
Hakim bundan sonra zabıt varakasını okudu. On sabıkası bulunan Bahtiyarın davacıya yalnız bir tokat vurmadığı, onun suratını yumrukladığı anlaşılıyordu. Bundan sonra hakim, şu kararı teefhim etti:
-Bahtiyar, sen sabıkalısın, ikametgahın da yok… Seni tevkif ediyorum… Şahidleri çağıracağım.
Jandarma Bahtiyarı tevkifhaneye götürdü.”